28 Eylül 2010 Salı

ironik komedya!


"Haliç'te Yaşayan Simonlar" adlı kitapla birden gündeme oturdu Hanefi AVCI. Popüleritesini o kadar pekiştirdi ki, bazı kesimler tarafından kucaklanan bir anti-cemaat savaşçısı gibi görülmeye başladı. Cemaat çevreleri yerden yere vurmaya başladıktan hemen sonra, "Devrimci Karargah" gibi son günlerin popüler örgütlerinden birine yardım ve YATAKLIK suçundan içeri alınıyor. Hoş medya bu örgütteki bağlantın sadece YATAKLIK kısmını gözümüze sokuyor, zira gündeme gelen Kezban KÜÇÜK denilen bir Karargah'çının, Avcı tarafından yatağa atılma kısmıydı. İslami/Burjuva medyası (yani ikisi birbirinden ayrılmıyor fakat yılışık liberal basın ile islami burjuvaziyi bir kefeye koyamıyorum :)) sürekli gündeme bunu taşıdı fakat Karargah bunu kabul etmemesini umursanmadı.

Devrimci Karargah'ın adını ben dahil (tamam daha önceden bilgim vardı:)) bu ülkenin %91'inin 27 Nisan 2009 Bostancı direnişi öncesinde duyduğunu sanmıyorum. Zira bu ülkede o kadar çok sol/sosyalist parti, fraksiyon, hizip var ki, şu google bile bulmaya yetişemiyor. Fakat CNT'den arak karakızıl bayrağın üzerine, popüler sosyalist/komünist aksesuarı "orak-çekiç" figürüyle donatılmış partinin bu sürecte ciddi bir rolü var. Hükümetin referandum öncesi sola karşı takındığı tavır, referandumdan sonra yerini hırçın bir hale bıraktı. SDP ve TÖB baskınlarıyla, sola nasıl davranmaya devam edeceği önümüze koyuldu.

İşte bu noktada Devrimci Karargah hükümetin elinde mükemmel bir koz. Zira AKP hükümeti, daha önceki İslami geleneğin başaramadığını başarmada oldukça başarılı bir çizgi izledi. Herkese duymak istediğini söyledi, görmek istediğini gösterdi. Referandum sonrası masaya "KÜRT MESELESİni" yatırdı. (çözümden ziyade amacının siyasi otoriteye güç kazandırmak olduğu aşikar fakat lafı dolandırmayacağım.) Bir yandan Kürt sorununa derman olacağını söylerken, diğer taraftan Kürt halkını soldan uzak tutmaya ve kamu oyunda solu yerden yere vurmasına büyük bir fırsat. Gerek Karargah'ın HPG ile olan organik bağı, gerek 27 Nisanda Bostancı'da bir komiserin ve daha önemlisi yoldan geçen Mazlum ŞEKER adındaki Kürt gencinin ölümüyle vede birçok yaralıyla sonuçlanan olay tam bir ajitasyon aracı. Solun çözüm olmadığına dair tam bir provakasyon aracı.

Hanefi AVCI gibi uzun yıllar, adı işkence ve sol cellatlığıyla anılmış, Susurluk Kazasındaki raporuyla cemaat çevrelerince ayakta alkışlanmış, bu yerdiği cemaatler içinde palazlanıp ve cemaatin hükümetinin bürokratlığını yapmış bir ismin solla hatta ve hatta silahlı eylemci, aktivist solla bağdaştırılması her ne kadar ironik bir o kadar da trajikomik görünsede, mükemmel bir tezgahın ürünü. Hem küskün bürokratı sustur, hemde solu yerden yere vur.

Bakalım gelişmeler daha neyi gösterecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder